15 Eylül 2012 Cumartesi
Ruh Halim
Bu aralar ruh halim pek ahım şahım değil!
Saçmalamalar olsa da eski Türk filmlerinin naif güzel aşklarını izlemek ve hatta güzel şarkılarını dinlemek bir nebze merhem oluyor....
7 Eylül 2012 Cuma
O-KU-YO-RUM
Şu aralar evdeyim. Uzun zamandır üye olmak istediğim Halk kütüphanesine üye oldum. Hemen 3 kitap ödünç aldım. Aslında evde okunmayı bekleyen dağ yığını gibi kitaplarım var ama yeni kitap almaktan vazgeçemiyorum.
Şu an elimde Shauna Singh Baldwin adlı yazarın "Beden Unutur Yürek Hatırlar" diye Türkçe'ye çevrilmiş kitabı var. Oldukça sürükleyici ve yine okuduğum bir roman beni meraklandırıyor. Hindistan'ı, Hindu ve Sih inançlarının içeriğinin ana hatlarını, az çok tarihlerini, 1947 öncesindeki çalkalanmaları ve Hindistan ile Pakistan'ın özgür devletler olurken halkın yaşadığı, heyecan, sevinç ve yanında büyük acı ve üzüntüleri ve en önemlisi insan olmanın, kadın olmanın her yerde üç aşağı beş yukarı benzer duyguları yaşattığını öğreniyorum.
22 Mayıs 2012 Salı
BEN BU ARALAR
Oldukça yoğun günler geçiriyorum ve genelde fotograf makinasında yer buluyor yaşadıklarım.
İşten ayrıldığımda evimdeki ve dışarıdaki hayatımı düzene koymakla geçti ilk zamanlarım. İkinci haftasında Kızılay'aattım kendimi ve öncelikle Zafer Çarşısının sergi salonuna gittim. Ne çıkarsa bahtıma deyip bir sergiyi gezdim. Hat eserlerini üç boyutlu çalışmış Hayrullah Altay'ın sergisi vardı. Güzel eserler vardı. Göze ve ruha iyi gelen eserler...
Kızılay'a indiğimde vaktim varsa muhakkak uğradığım yerler vardır; Şık Düğme, Moda Çarşısı, Paşabahçe, Dost Kitabevi gibi. Oralardaki güzellikler ruhuma iyi geliyor. Yeni işler yapmak için şevk verirken okumak içinde yeni kitapları takip etmemi sağlıyor.
17 Nisan'da ailece Kızılcahamam'a gittik. Çocuklarımla ve eşimle güzel zaman geçirdik. Hava ve yer değişimine uzun süren kış döneminin etkisiyle ihtiyacımız vardı. Baharın başlangıcında orada vakit geçirmek güzeldi.
Kızılcamam'da konakladığımız yerin bahçesi
Bloglar alemi sayesinde artık daha çok dikkatimi çeken otlar
Soğuksu Milli Parkının giriş tarafı
Milli Parkdaki Orman Bakanlığı'nın bölgeyi tanıtıcı odasındaki bölgenin maketi
Odadan kareler
Bu dönemdeki Ales sınavına girdim. Hiç çalışmadığım için stresim yoktu. Hatta sınava girmek bile istemedim ama eşim zorladı. Oldukça basitti, sorular. Rahat olunca da kolay geçti sınav. Bakalım sonucu nasıl olacak?
Şimdi de kardeşimin evlilik hazırlıkları ve yeni iş yeri kuruluşu ile yoğun bir gündem içindeyim:)) Hayırlısı....
İşten ayrıldığımda evimdeki ve dışarıdaki hayatımı düzene koymakla geçti ilk zamanlarım. İkinci haftasında Kızılay'aattım kendimi ve öncelikle Zafer Çarşısının sergi salonuna gittim. Ne çıkarsa bahtıma deyip bir sergiyi gezdim. Hat eserlerini üç boyutlu çalışmış Hayrullah Altay'ın sergisi vardı. Güzel eserler vardı. Göze ve ruha iyi gelen eserler...
Kızılay'a indiğimde vaktim varsa muhakkak uğradığım yerler vardır; Şık Düğme, Moda Çarşısı, Paşabahçe, Dost Kitabevi gibi. Oralardaki güzellikler ruhuma iyi geliyor. Yeni işler yapmak için şevk verirken okumak içinde yeni kitapları takip etmemi sağlıyor.
17 Nisan'da ailece Kızılcahamam'a gittik. Çocuklarımla ve eşimle güzel zaman geçirdik. Hava ve yer değişimine uzun süren kış döneminin etkisiyle ihtiyacımız vardı. Baharın başlangıcında orada vakit geçirmek güzeldi.
Kızılcamam'da konakladığımız yerin bahçesi
Bloglar alemi sayesinde artık daha çok dikkatimi çeken otlar
Soğuksu Milli Parkının giriş tarafı
Milli Parkdaki Orman Bakanlığı'nın bölgeyi tanıtıcı odasındaki bölgenin maketi
Odadan kareler
Bu dönemdeki Ales sınavına girdim. Hiç çalışmadığım için stresim yoktu. Hatta sınava girmek bile istemedim ama eşim zorladı. Oldukça basitti, sorular. Rahat olunca da kolay geçti sınav. Bakalım sonucu nasıl olacak?
Şimdi de kardeşimin evlilik hazırlıkları ve yeni iş yeri kuruluşu ile yoğun bir gündem içindeyim:)) Hayırlısı....
14 Mayıs 2012 Pazartesi
ANNE OLMAK...
Anne olmak,
Bazen çocuğunun acısı ile yerin yedi kat derinliğinde ateşler içinde azap çekerken, onun gülümsemesi ile göğün yedi kat üstünde cennete yükselmektir.
Ruhun çok ama çok uzaklarda olmak isterken, çocuğunu kucaklamaktan vazgeçememektir.
Onun her anını kaçırmamak için çabalamak, Allah'tan uzun ve sağlıklı bir ömür dileyerek onu büyütmek istemektir.
Hayatına baktığında ondan öncesini hiç yaşamamış gibi hissetmektir.
Hayatta başına gelen en güzel şeyin o olduğunu düşünmektir.
Gerektiğinde kendi kanatlarıyla uçabilmesi için ayrı kalmaya dayanmaktır.
Anne olmak,
bu dünyada bana verilmiş en güzel kimliktir.
Çocuklarım hayatımın güneş'i ve ay'ı, hayatımın anlamıdır.
29 Nisan 2012 Pazar
BİR İNSAN NE ZAMAN TAMAMLANIR?
Merak ettim işte, bir insan ne zaman tamamlandığını ya da daha doğru ifadeyle hayatının anlamına ulaşıp mutlu olduğunu hisseder???
Aşık olduğunda mı, aşık olduğu kişiyle hayatını paylaştığında mı, iş hayatında başarıya ulaştığında mı yoksa çocuğunun ona sarılıp sevgisini gösterdiğinde mi?!!!
Merak ettim işte....
Aşık olduğunda mı, aşık olduğu kişiyle hayatını paylaştığında mı, iş hayatında başarıya ulaştığında mı yoksa çocuğunun ona sarılıp sevgisini gösterdiğinde mi?!!!
Merak ettim işte....
29 Mart 2012 Perşembe
KİŞİSEL TARİHİME BİR KAÇ NOT...
Çok çoookkk uzun zamandır yazamıyorum. Halbuki ne çok şey yaşandı ve yaşanıyor. Neler düşündüm, neler aklıma takıldı ama yazamadım:((
-Bu arada işe başladım ve şimdi de işten ayrılıyorum. Altı yılın sonunda hiç aklımda yokken tekrar bağımlı çalışmaya başladım. Bir arkadaşımın tanıdığı kişiler yeni bir şirket kurmuş ve muhasebeci arıyordu, aklına ben gelmişim. Öylesine görüşmeye gittim ve maddiyatı dışındaki şartlar cazip geldi ve tekrar muhasebeye dönme açısından başladım. Şirketin ilk kuruluş aşamaları ve yapılan sözleşmelere bağlı işlerin düzene girmesi açısından oldukça yoğun tempoda çalıştım. Hatta bazen yemek yemeye, su içmeye bile zaman bulamadım ama sonunda işler bir düzene girdi. Ama bu arada şirket ortağı olup ofisde patron olan kişiyle de çalışma usulü konusunda ciddi uyum sorunları yaşadık. İki kere istife ettim, kabul edilmedi ve geri döndüm. Sonunda bu ay sonu itibariyle bıçak kemiğe dayandı ve tekrar ayrılma talebinde bulundum. Artık çalışma açısından bir uyum süreci yakalama umudumuz kalmadığı için ayrılık isteğim kabul gördü. Buradaki son iki günüm ama bir an önce bitse de kurtulsam diye resmen saatleri sayıyorum...
-İki senedir Ales sınavına giriyorum ve istediğim puanı alamıyorum. Şimdi tekrar deneme istek ve arzusundayım.
-İşe başlayınca çini kursumda bitti, o arada çini hocasıyla sorunlar yaşadık ve hayatımdan çıkarıp attım. Artık beni yoran ve üzen insanların kahrını çekmeme, idare etmeme kararı aldım. Üzerimden yük kalktı. Yeni bir çini hocası buldum, nisanda onunla çalışmaya başlayacağım. Gerçi çalışma uslubu oldukça farklı ve nasıl adapte sağlayacağım, endişeliyim ama çini yapmayı çoookkk özledim.
-Nihayet bahar geldi, uzun kışın ardından. Açık havada spora başlıyorum, mutluyum:)
-Yapmak istediğim o kadar çok proje ve iş var ki, bir kısmını bile başarmak güzel olacak. Bir kısmı iş hayatıyla ilgili diğer kısmı da hobilerimle:)
-Bu arada işe başladım ve şimdi de işten ayrılıyorum. Altı yılın sonunda hiç aklımda yokken tekrar bağımlı çalışmaya başladım. Bir arkadaşımın tanıdığı kişiler yeni bir şirket kurmuş ve muhasebeci arıyordu, aklına ben gelmişim. Öylesine görüşmeye gittim ve maddiyatı dışındaki şartlar cazip geldi ve tekrar muhasebeye dönme açısından başladım. Şirketin ilk kuruluş aşamaları ve yapılan sözleşmelere bağlı işlerin düzene girmesi açısından oldukça yoğun tempoda çalıştım. Hatta bazen yemek yemeye, su içmeye bile zaman bulamadım ama sonunda işler bir düzene girdi. Ama bu arada şirket ortağı olup ofisde patron olan kişiyle de çalışma usulü konusunda ciddi uyum sorunları yaşadık. İki kere istife ettim, kabul edilmedi ve geri döndüm. Sonunda bu ay sonu itibariyle bıçak kemiğe dayandı ve tekrar ayrılma talebinde bulundum. Artık çalışma açısından bir uyum süreci yakalama umudumuz kalmadığı için ayrılık isteğim kabul gördü. Buradaki son iki günüm ama bir an önce bitse de kurtulsam diye resmen saatleri sayıyorum...
-İki senedir Ales sınavına giriyorum ve istediğim puanı alamıyorum. Şimdi tekrar deneme istek ve arzusundayım.
-İşe başlayınca çini kursumda bitti, o arada çini hocasıyla sorunlar yaşadık ve hayatımdan çıkarıp attım. Artık beni yoran ve üzen insanların kahrını çekmeme, idare etmeme kararı aldım. Üzerimden yük kalktı. Yeni bir çini hocası buldum, nisanda onunla çalışmaya başlayacağım. Gerçi çalışma uslubu oldukça farklı ve nasıl adapte sağlayacağım, endişeliyim ama çini yapmayı çoookkk özledim.
-Nihayet bahar geldi, uzun kışın ardından. Açık havada spora başlıyorum, mutluyum:)
-Yapmak istediğim o kadar çok proje ve iş var ki, bir kısmını bile başarmak güzel olacak. Bir kısmı iş hayatıyla ilgili diğer kısmı da hobilerimle:)
4 Kasım 2011 Cuma
KURBAN
“Sen de İbrahim gibi kendi İsmail’ini getirmelisin Mina’ya. Senin İsmail’in kim? Ancak sen bilebilirsin, başkası değil. Belki eşin, işin, yeteneğin, gücün, cinsiyetin, statün vs. Ne olduğunu bilmiyorum ama İbrahim’in İsmail’i sevdiği kadar sevdiğin bir şey olmalı..
Senin özgürlüğünden çalan, görevlerini yerine getirmeni engelleyen, seni eğlendiren, hakikati duymaktan ve bilmekten alıkoyan, sorumluluk kabul etmektense meşrulaştırıcı sebepler ürettiren ve seni sadece gelecekte senden gelecek yardım için destekleyen ne varsa; işte bunlar onun işaretlerindendir. Onu arayıp bulmalısın.
Eğer Allah’a yaklaşmak istiyorsan, İsmail’i Mina’da kurban etmen gerek. İsmail’in yerine geçecek koçu (fidye) sen tespit etme, bırak Allah sana yardım etsin ve bir hediye olarak göndersin. O, koçu ancak bu şekilde kurban olarak kabul eder. Koç ancak İsmail’in bedeli olduğunda kurbandır; yalnızca kurban olsun diye koç boğazlamak ise kasaplıktır”.(Ali Şeriati)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



